Valizas & Cabo Polonio / Uruguay

 

25-26.03.2010 – Çarşamba – Perşembe

Sabah erkenden kalkıp otobüsle Valizas’a gidiyoruz. Yol sadece 30-40 km ama aktarmalı gittiğimiz için 2 saatten fazla sürüyor. Burada CS’den Hollandalı Marscha ile buluşuyoruz. Valizas’tan 3 tane ev almışlar. Yazın bu evleri kiralayıp para kazanıyorlar. Uruguay’a yabancıların yerleşmesi ve iş kurmaları devlet tarafından da desteklendiği için sorun yaşamıyorlar. Güney yarımküre kışa girdiğinde Hollanda’ya dönüp kuzey yarımkürede yazı yaşıyorlar. Birkaç saat onlarla sohbet ettikten sonra Valizas’ın en güzel ve ucuz balık lokantasına gidiyoruz. Gözümüz dönüyor ve birsürü yiyecek sipariş ediyoruz. Okyanus kenarında dev bir plajda balık yeme keyfini yaşıyoruz.

Yemeğin bitiminde bizi uzun bir yol bekliyor. Kumulların üzerinden Cabo Polonio’ya kadar yürüyeceğiz. Yolculuğa deniz kenarından yürüyerek başlıyoruz. Biraz ilerde bir ırmak var ve bu ırmağı kayıkla geçiyoruz.

Sonrasında bizi dev kumullar bekliyor. Sanki Sahra Çölü’ndeyiz. Murat Arabesk filminin etkisiyle “Allahım kör et beni” diye şarkı söyleyip sürünmeye başlıyor 🙂

Bir süre sonra kayalık bir kumula çıkıyoruz. Buradan hem Valizas hem de Cabo Polonio görülebiliyor. Kayanın üzerinde Fransız bir öğrenci, Uruguaylı bir profesör ve ABD’li bir aile var. Uruguaylı profesör bizim de Türk olduğumuzu öğrenince “Ne kadar multi kültürel bir kaya!!” diyor, gülüyoruz.

Kayadan sonra deniz kenarından devam ediyoruz. Yolda ölmüş ve kıyıya vurmuş deniz aslanlarına rastlıyoruz. Toplam 3 saat sonra Cabo Polonio’ya varıyoruz. Burası elektrik ve su şebekesi olmayan bir kasaba. Ya mum ya da jeneratöre bağlı küçük ampuller kullanıyorlar. Suyu da kuyulardan çekiyorlar. Burada da hippi kültürü hakim ve yine yaz bittiği için çok az insan var. Kolayca kalacak yer buluyoruz.

Burası deniz aslanlarının yaşadığı yerlerden biri. O yüzden hemen deniz aslanı keşfine çıkıyoruz ve kimseyi göremeden geri dönüyoruz. Zaten karanlık da bastırıyor. Deniz aslanları çok yakındaki bir adaya kaçmışlar, sesleri Cabo Polonio’dan duyuluyor. Parti yapar gibi çığlık atıp duruyorlar…

Kasabada elektrik olmadığı için gece sahil çok güzel oluyor. Bir milyon yıldızın altında şarabımızı içiyoruz.

Sabah şansımızı bir kez daha denemeye karar veriyoruz. Bu kez şanslıyız, birkaç tane deniz aslanı görebiliyoruz. Ben kendimi kaptırıp uzun süre yanlarında kalıyorum ve güneşten felaket bir şekilde yanıyorum.

Deniz aslanlarına doyduktan sonra fenere çıkıyoruz ve adayı izliyoruz. Sonrasında da deniz…

Akşam otobüsle Montevideo’ya dönmemiz gerekiyor. Cabo Polonio doğal koruma alanı olan bir park aslında. Bu yüzden içeri araç almıyorlar. Sadece malzeme getiren birkaç araç ve modifiye kamyonların geçişine izin veriliyor. Bu yüzden otobüse kadar modifiye kamyonla gidiyoruz. Kamyonun en üstüne oturuyoruz. Kumlardan ve çalılardan gittiğimiz için çok sallanıyoruz. Roller coaster gibi sanki 🙂

Bir süre sonra kamyon deniz kenarından plajdan gitmeye başlıyor, tam da güneş batışına denk geldiğimiz için çok keyifli anlar yaşıyoruz, manzara harika. Toplam 20-30dk’da otobüse bineceğimiz yola varıyoruz. Ve tabi ki otobüs geç geliyor. Burada herşeyin geç kalmasına, herşeyin söylenenden çok daha uzun sürmesine alıştık artık, şikayet etmiyoruz.

Gülen & Murat

29.04.2010

 

This entry was posted in Cabo Polonio, Güney Amerika, Uruguay, Valizas and tagged , , . Bookmark the permalink.

Yorumunuzu bizle paylaşmak ister misiniz?